fbpx

Özgüven nasıl geliştirilir? Özgüven geliştirme yolları

Özgüven nasıl geliştirilir?

Çevrenizdeki insanlara aslında istemediğiniz hiçbir konuda hayır diyemiyor, ilişkilerinize sınır koyamıyor, sosyal ortamlarda bulunamıyor, kendinizi değersiz ve yetersiz mi hissediyorsunuz? Öyleyse sorununuz özgüven eksikliği… Her ne kadar toplumumuzda çok fazla önemsenmese de çocukluktan başlayıp yetişkinlik dönemine kadar devam edebilen bu sorun, depresyon ve sosyal fobi gibi rahatsızlıklara da yol açabiliyor. Ancak umutsuz olmayın özgüveni geliştirmenin ve sonradan kazanmanın da yolları var.

“Güç ve güveni hep dışarıda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir ve her zaman oradadırlar…” Tarihin en büyük bilim insanı, filozof ve yazarları arasında kabul edilen Sigmund Freud bu iki cümle ile özgüven kavramına ışık tutuyor… Ancak pek çok insanın ise koca bir hayat boyunca, çoğu zaman farkında olmadan arayış içinde olduğu bir kavram ‘özgüven’… Kelime anlamı her ne kadar ‘insanın kendine güvenme duygusu’ olsa da, özgüven aslında başarılı ve mutlu bir hayatın kilidini açacak anahtar olarak görülüyor…Kendine yönelik olumlu yargıları olan, kendini ve olayları kontrol edebileceğine inanan, kendini seven,yeterli olduğunu düşünen, değerlerinin farkında olan insan ile kendinden şüphe duyan, boyun eğmeye ve yalnızlığa meyilli, eleştirilere karşı hassas olan, güvensizlik, depresyon duyguları içinde boğulan insan arasındaki temel fark aslında özgüvendir…

DEĞİŞKEN BİR DURUMDUR

Uzmanların da tanımıyla özgüven, kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olmamız anlamına geliyor. Bu tüm insanlar için temel ve çok önemli bir duygusal gereklilik…Kendimize biçtiğimiz “özdeğerimiz” oranında “özgüvenimiz” vardır. Yani özgüvenimiz bir anlamda kendimizi ne kadar değerli bulduğumuzun, ne kadar değer verdiğimizin bir göstergesi. Ancak özgüven temelinde değişmeyen, durağan bir durum ya da duygu hali de değil. İnsanlar farklı zamanlarda, farklı durum ve ortamlarda, farklı güven veya güvensizlik durumlarına sahip olabilir. Ancak her insan her durum ve ortamda daha rahat, kendini daha iyi hisseden olmayı ister. Örneğin; yeni bir işe başladığınızda, performansınız ve yeteneklerinizle sınırları zorlayarak aşağılık duygusunun sizi etkilememesine, diğerleriyle iyi ilişkiler kurmaya çalışırsınız. Ancak bazı kişiler aynı süreçten geçmeyi ve benzer bir performans sergilemeyi çok istese de bunları gerçekleştirmekte zorlanır. Kendine güvensizlik ve özgüven eksikliğinin, doğuştan gelen bir kişilik özelliği olduğuna inanır, bu durumu kabullenirler…

HERŞEY ÇOCUKLUKTA BAŞLAR

Ancak bilinenin aksine özgüven doğuştan gelen bir nitelik değil, zamanla insanın çabasına bağlı olarak gelişen bir durumdur. Eksikliğinin sebepleri ise çoğunlukla çocukluk yıllarına dayanır. Uzmanlara göre, özgüven eksikliğinin temel kaynağı aile… Özellikle çocukluk döneminde yeteri kadar onaylanmayan ve sevgi eksikliği yaşayan, hayatta elde ettiği başarılarda yeterli takdiri alamayan ve sürekli ailesi tarafından müdahaleye maruz kalan bireylerde özgüven eksikliğinin yaşanması kuvvetle muhtemel…

Burada birey benlik saygısının yitimine uğruyor. Diğer taraftan, aşırı serbest aile geçmişleri olanlar da aynı şekilde özgüveni gelişmeyen bireyler olarak hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Kısacası, ailenin tutarsız davranışları, aşırı kontrolcülüğü ve aşırı serbest oluşları özgüven eksikliğine giden yollardaki temel taşları döşemiş oluyor.

Özgüven eksikliği ile oluşan yetersizlik ve aşağılık duygusu zamanla yaşadığımız olaylar sonucu da oluşabiliyor. Ailenizin sizi bir birey olarak kabul etmemesi, düşüncelerinize ve duygularınıza önem vermemesi, sevildiğinizi hissedememeniz…

Daha sonra okulda veya çevremizde yaşadıklarımızda bunları destekler nitelikte devam ederse özgüven problemleri ortaya çıkabilir. Özgüvenin doğuştan kazanılan bir yeti olmadığına dikkat çeken Uzman Psikolog Mahir Efe Falay, bu özelliğin bebeklikten itibaren gelişme seyrini şöyle açıklıyor: “Özgüven, kelime anlamıyla “Öz’e olan güven” demektir. Yani kendinize güvenmektir. Hayat içinde yaşadıklarınızla kazanılır. Özgüven doğuştan gelmez. Yukarıdan da inmez. Piyango ile de çıkmaz. Kazanılan ve geliştirilebilen bir özelliktir.

Örneğin; bebekken keşif faaliyetleri durdurulan engellenen bebek zaman içinde keşif için uğraşmaz olacaktır. Çocuğa her söylenen ‘Aman dur yapamazsın’ veya ‘Sakın dokunma!’ veya ‘Boşver sen, aklın ermez’ gibi hesapta onun iyiliği için söylenen sözler aslında uzun vadede kötülüğünedir. Çünkü özgüvenin temeli davranışsa ve davranış engelleniyorsa özgüven de gelişemez ve çevresi iyiliği için yapılan engellemelerle dolan çocuk yıllar sonra genç yetişkin haline gelip o eski çevreyi arkasında bıraktığında sudan çıkmış bir balık gibi çaresiz, savunmasız ve bunalım halinde kalır. Fakat her davranış değişebilir.”

MUCİZEYİ İÇİNİZDE ARAYIN

ABD’li filozof Henry D. Thoreau’nun dediği gibi; “İçimizde yatana kıyasla, önümüzde uzananlar ve geride bıraktıklarımız küçük meselelerdir. Ve içimizde olanı ortaya çıkardığımızda mucizeler meydana gelir.” Özgüven eksikliği olan kişiler genellikle içinde eksiklik ve başarısız olma korkusu yaşar. Bu kişiler, kendinden hep şüphe duyar, pasif olur, her şeye boyun eğerken, durumlara ve insanlara aşırı uyum gösterirler. Aynı zamanda eleştirilere karşı hassas olup güvensizdir ve aşağılık duygusu içindedirler. Rekabete giremez, gerçekçi olmayan hedefler belirler, topluluk içinde varlığını belli etmekten çekinir ve sevilmediğini hisseder…

Bu durum kendi açısından olduğu kadar başkaları açısından da olumsuz tavır ve davranışlar içinde kalmasına neden olur. Çevrenizdeki insanlara bir bakın. Bir taraftan eleştirilmeye tahammül edemeyip, herkesi ve her şeyi sürekli eleştiren, daima insanlarda kusur ve hata arayan, hep başkalarını suçlayıp kendi güçsüzlüğünü başkalarına yüklemeye çalışan insanlar varsa, ortada bir özgüven problemi var demektir. Doğuştan sahip olamadığımız ve çevresel şartlarla birlikte artan özgüveni kazanma ve arttırmak ise mümkün…

Özgüven eksikliği değiştirilemeyen bir kişilik özelliği değildir. Özgüven kazanmak ya da artırmak istiyorsanız yapacağınız ilk şey, başta kendiniz hakkında olmak üzere olumlu düşünmeye başlamak olmalı…İkinci aşamada ise yapacağınız şey, cesaretli olmak, değişikliklere açık olmak, duygular yerine mantıkla hareket etmek… Dışarıdan bakınca kendinizde tüm bu değişiklikleri gerçekleştirmek zor gibi görünebilir ancak bunun için de birtakım teknikler geliştirilmiş durumda. Örneğin, kişilerin amaçlarına ulaşmaları için “nörolojik programlarını” keşfetmelerini ve en iyi şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefleyen NLP ve duygusal özgürleşme tekniği olarak bilinen EFT sayesinde duygularınızı, düşüncelerinizi bilinçli bir şekilde değiştirerek öz güven kazanma ve artırma yolunda en doğru adımları atabilirsiniz.

4 ADIMDA FARK YARATIN

Özellikle günümüz rekabet koşulları göz önüne alındığında, çalışma ortamında özgüven eksikliği çok büyük bir problem. Özgüven, iş ortamında darbe almaya bu kadar yatkınken, bu problem çalışanın iş yerindeki mutluluğu ve verimliliği ile doğrudan ilişkili. Yapılan araştırmalara göre, iş yerinde özgüven ile ilgili sorunları olan çalışanlar fikirlerini ifade etmekten ve sunum yapmaktan çekiniyor. Önemli bir kısmı da zam, izin, terfi gibi taleplerini dile getiremediği için ciddi mutsuzluk yaşıyor. Özellikle iş hayatında, insanın kendini yetersiz görmesi veya patronuyla sorunlarından kaynaklı özgüven eksikliği yaşaması çalışanların performansını, verimliliğini ve motivasyonunu büyük ölçüde etkiliyor.

Bu noktada, Uzman Psikolog Mahir Efe Falay, ortaya koyduğu 4 adımda yetişkinler için, çalışma ortamında başarıya imza atılabileceğine dikkat çekiyor: Falay’a göre ilk etapta kendinize “En kötü ne olabilir ki?” şeklinde sık sık sorular sorun. Falay, “Örneğin müdüre bir şey söylemek için odasına girerken bu gelsin aklınıza. Veya otobüste inmeniz gereken durağı kaçırdığınızda az sonra otobüs kırmızı ışıkta durduğunda siz ‘Kaptaaan orta kapı’ diye bağırdığınızda. Veya aylardır gözünüzde olan karşı cins okulda tek başına boşken yanına gidip gitmeme arasında kaldığınızda.

Merak etmeyin, gerçekten kötü bir şey olamaz” tespiti ile aslında insanların düşündüğü kadar kötü bir sonuca ulaşmayacağına dikkat çekiyor. Falay, ikinci olarak “İnsanların, özellikle de bir daha görmeyeceğiniz insanların sizin hakkınızdaki düşüncesi ne kadar önemli?” sorusunun aslında kritik bir nokta olduğuna işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Bunu 100 üzerinden puanlayın. Eğer 20-30 derseniz; özgüven yolundasınız! Ama 80-90’sa cevabınız şunu da cevaplayın ‘Siz kendiniz için mi başkaları için mi yaşıyorsunuz?’ Üçüncü olarak, güçlü yanlarınızı aklınızda tutun. Kimse tüm özellikler bazında baştan aşağı kötü değildir. Köydeki çobanın müziğe yeteneği, plazadaki veri giriş görevlisinin resme, kargo şubesindeki çalışanın da yemeğe yeteneği olabilir. Üstteki üçünü de sürekli düşünürseniz, İngiltere’de bir cep telefonu satıcısıyken katıldığı bir yarışma sonrasında şu anda trilyoner olan tenor Paul Pott olabilirsiniz.”

PSİKOTERAPİ İLE YENİDEN BAŞLAYIN

Uzman Klinik Psikolog-Psikoterapist Nazan Topal Eren ise, özgüven eksikliğinin sonuçlarını değerlendirirken, önemli psikolojik rahatsızlıklara da kapı açılabileceğine dikkat çekiyor. Eren, en önemli belirtinin kendini yetersiz ve değersiz hissetmek olarak ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Depresyon, sosyal fobi gibi kaygı bozuklukları, madde bağımlılığı, yeme ve kişilik bozukluğu olan kişilerde özgüven eksikliği sık görülüyor. Özgüven eksikliğini gidermenin en etkili yolunun psikolojik destek ve psikoterapi olduğuna vurgu yapan Eren, “Özgüveninizi artırmak için uygulanan birçok farklı psikoterapi yöntemi bulunmaktadır. Örneğin; bilişsel davranışçı psikoterapi… Kişinin bu gününü etkileyen algılarının geçmişte nasıl oluştuğunu araştırdıktan sonra kişinin kendini, diğer insanları ve dünyayı algılayış şeklini yeniden inceleyerek kişinin olaylara daha akla uygun ölçülü bakması hedeflenir. Benlik kavramı yeniden yapılandırılır” tavsiyesinde bulunuyor…

OLUMLU YANLARINIZI KEŞFEDİN

* Öncelikle kendinize merhamet gösterin. Kendinizi eleştirmekten, hayat hakkında şikâyetçi olmaktan, mükemmel olma isteğinizi bir kenara bırakın.

* Olumsuz iç konuşmalarınızı keşfedin ve bunların yerine daha olumlu düşünceler koymaya çalışın.

* En önemli nokta olumlu yanlarınızı keşfedin, bunun için hayatta başardığınız şeylerin listesini yapın.

* Görünüşünüze ve giyiminize dikkat edin. Bunu kendiniz için yapın. Dik oturun.

* Kendinizle baş başa kalmanızı sağlayacak hobiler edinin. Mutlaka bu hayatta sevdiğiniz ilgi duyduğunuz ve iş dışında yapmak istediğiniz bir şeyler vardır.

* Kendiniz için önemli olan hedefler belirleyin. Bu hedef ve amaçlarınıza giden sürece küçük adımlara bölerek başlayın.

* Ve en önemlisi kendinize iyi bir arkadaş olun… En yakın arkadaşınıza ve sevdiklerinize gösterdiğiniz anlayışı, saygıyı ve merhameti kendinizden esirgemeyin. Çünkü sahip olduğunuz değerli hazineniz kendinize duyduğunuz saygıdır.

BU BELİRTİLERE DİKKAT

• Hayır diyememe, ilişkilerinde sınır koyamama, diğerleri tarafından kullanılma

• Eleştirilere karşı hassas olma

• Sosyal ortamdan kaçınma, başkalarının önünde sunum veya konuşma yapmaktan çekinme

• Sürekli kıyaslama

• Kendini değersiz, yetersiz ve başarısız olarak değerlendirme

• Hızla umutsuzluğa kapılma

• Diğer insanlar tarafından reddedileceğini, önemsenmediğini düşünmek

• Karar almakta zorlanmak

• Düşük beklentilere sahip olmak

• Fiziksel görünüşünü beğenmeme, olumlu yanlarını görmezden gelme

• Sevilmeme, suçluluk ve utanç hissi

• Fikrini söyleyememe, söylerse onaylanmayacağına veya küçük düşeceğine inanma

• Çok fazla başkalarına ihtiyaç duyma

• Risk alamama

EKSİKLİK NASIL OLUŞUR?

• Ailenin sizi birey olarak kabul etmemesi

• Kişinin yaşadığı olumsuz deneyimlere ve başarısızlıklara aşırı odaklanması

• Olumsuz yönlerini ön plana çıkarma ve yeteneklerini acımasızca eleştirme

• Gerçekçi olmayan hedefler belirleme

• Sıfır kaygı ve korku beklentisi

• Beklenti kaygısı, geçmişte yaşanan olumsuzlukların tekrar yaşanacağına olan inancının çok üst düzeyde olması…

Facebook
Facebook
Twitter
Pinterest
Follow by Email
RSS